« Önceki | Sonraki »
http://www.kafkas.gen.tr/karacaylilar.htm
KARAÇAY MALKAR TÜRKLERİ
Doç.Dr.UfukTAVKUL
Kafkas dağlarının en yüksek zirvesi Elbruz (Mingi Tav) ve çevresindeki yüksek dağlık arazide yaşayan Karaçay-Malkarlılar, tarih boyunca Kafkasya'da hâkimiyet kuran Kimmer, İskit, Hun, Bulgar, Alan, Hazar, Kıpçak gibi proto-Türk ve eski Türk kavimleri ile çeşitli Kafkas halklarının etnik ve sosyo-kültürel bütünleşmesinden ortaya çıkmış bir Kafkasya halkıdır.
Yaşadıkları bölge doğuda Çerek ırmağının kaynak havzasından batıda Laba ırmağının kaynak havzasına kadar uzanan ve Kafkas dağlarının en sarp ve yüksek bölümünü meydana getiren dağlık arazidir.
Karaçaylılar ve Malkarlılar birbirinden farklı etnik kökene, dile, kültüre ve tarihe sahip iki ayrı halk değil, aynı dil, kültür ve tarihi paylaşan bir Türk boyudur. Karaçay ve Malkar adları bu boyun yaşadığı iki coğrafî bölgenin adlarıdır.
Karaçay-Malkar Kafkasya'nın Orta Kafkaslar olarak bilinen merkezî kısmında yer almaktadır. Yalnızca Kafkasya'nın değil, Avrupa'nın da en yüksek dağları Karaçay-Malkar toprakları içindedir. Bunların başlıcaları Mingi Tav (Elbruz 5.642 mt), Dıh Tav (5.203 mt), Koştan Tav (5.145 mt), Uşba, Dombay Ölgen gibi zirvelerdir.
2.200 metreye kadar çam, ladin ve köknar ormanlarıyla kaplı olan Karaçay-Malkar dağlarının daha yukarı kısımlarında otlak ve çayırlar yer alır. 3.000 metreden yukarı kısımlar buzullarla kaplıdır. Bazı vadilerde buzulların 2.000 metreye kadar indiği görülür. Kafkasların en büyük buzulları olan Alibek, Amanavuz, Uzunkol, Ullukam, Tonguzorun, Azav, Bızıngı, Dıhsuv buzulları bu bölgede yer alır.
Kafkasya'nın en büyük ırmakları Mingi Tav (Elbruz) buzullarından doğmaktadır. Bunlardan Hurzuk, Ullu Kam ve Uçkulan ırmakları birleşerek Karaçay'ın Uçkulan köyü yakınlarında Koban (Kuban) adını almaktadır. Karaçay dağlarından doğan Duvut, Teberdi, Arhız, Morh, Zelençuk (İnçik), Laba, Urup ırmakları da Kuban ırmağını beslemektedir. Biyçesın yaylasından doğan Hudes, Calankol, Amankol, İndiş, Mara ırmakları da Kuban ırmağına sağ taraftan (doğu yönünden) karışırlar.
Mingi Tav (Elbruz) buzullarından doğan Malka ve Bashan ırmakları, daha doğudan doğan Çegem, Holam-Bızıngı ve Çerek ırmakları ile beraber Terek ırmağına karışırlar. Karaçay'ın kuzeyindeki Biyçesın yaylasından doğan Kuma (Gum) ırmağı da Hazar denizine dökülür.
Karaçay-Malkar bölgesinin kuzeyindeki düzlüklerde Adigey-Kabardey-Abaza bölgeleri yer alır. Güney kısımları baştan başa Kafkas sıradağları ile kaplıdır ve dağların arkasında Abhazya ve Gürcü-Svanetya bölgeleri ile komşudurlar. Tonguzorun, Mahar, Kluhor, Morh, Sançar adlı dağ geçitleri Karaçay-Malkar'ı Abhazya ve Gürcü-Svanetya bölgelerine bağlar. Doğularında ise Osetya yer almaktadır.
Kendilerine Tavlu (Dağlı) adını veren Karaçay-Malkarlılar, ayrıca kendi aralarında kendilerini yaşadıkları vadilerin adlarına göre Karaçaylılar, Bashanlılar, Çegemliler, Holamlılar, Bızıngılılar ve Malkarlılar olarak çeşitli zümrelere ayrırlar. "Balkar" adı Bashan, Çegem, Holam, Bızıngı ve Malkar vadilerinde yaşayan dağlıları tek bir isim altında toplamak isteyen Sovyet yönetimi tarafından uydurulmuş sunî bir etnik isim ve millet adıdır. Karaçay-Malkarlılar ayrıca kendileri için "Alan" adını kullanır ve birbirlerine "Alan" diye hitap ederler.
Karaçay-Malkarlılar günümüze gelene kadar Avrupa ve Rus kaynaklarında çok çeşitli adlarla anılmışlardır.
1404 yılında Kafkasya'da bulunan başpiskopos Johannes de Galonifontibus Karaçaylılara "Kara Çerkesler" adını vermiştir. 1635 yılında A.Lamberti de Karaçaylılara "Kara Çerkes" adını vermiştir (Tavkul 1993:50). Tatarlar da Karaçaylılara "Kara Çerkes" adını verirlerdi.
Karaçay-Malkarlılara kendi dillerinde "Dağlı" anlamına gelen "Kuşha" adını veren Kabardeyler onları yaşadıkları bölgelere göre "Karçaga Kuşha", "Çegem (Şecem) Kuşha" ve "Balkar Kuşha" olarak adlandırırlardı.
19. yüzyıl sonlarında Rus literatüründe Karaçay-Malkarlılar için "Gorskiy Tatar" (Dağlı Tatar), "Gortsı (Dağlı) ve "Dağlı Kabardeyler" adları kullanılırdı.
Kafkas halkları Karaçay-Malkarlılar için değişik etnik isimler kullanmaktadırlar. Adigeler Karaçaylılar için "Karaşey" ve "Kuşha", Abhazlar "Akaraç", Abazalar "Karça", Gürcü-Svanlar "Mukrçay", Osetler "Asi", Gürcü-Megreller "Alani" adlarını kullanırlar. Gürcüler de onlara "Karaçioli" derler. Malkarlılar için Gürcüler "Basiyani", Gürcü-Svanlar "Sabir", Abhazlar "Azuho", Osetler "Asson", Kabardeyler "Balkar" ve "Kuşha" adlarını kullanırlar.
Karaçaylılar "Karaçay" adının efsanevi cedleri "Karça"nın adından geldiğine inanmaktadırlar. Halk arasında yaşayan efsaneye göre, Elbruz dağının doğusundaki Bashan vadisinde yaşamakta olan Karça, burada savaşmak zorunda kaldığı Kabardeylerin baskısı sonucunda, beraberindeki Adurhay, Budyan ve Navruz klanlarıyla birlikte Elbruz dağının batısında yer alan Kuban ırmağının kaynak havzasındaki bölgeye, yani günümüzdeki Karaçay topraklarına göç eder. Karça'nın kabilesine Tram, Hubiy, Özden ve Botaş soyları da katılmıştır. Bu arada, savaştıkları Kabardeylerle aralarında kan davasının sürmemesi için, Kabardey prenslerinin Kaytuk soyunun Tohçuk (Dohşuk) sülalesinden ve yine Kabardeylerin Tambiy sülalesinden iki delikanlı Kafkas geleneklerine uygun olarak Karça'nın kabilesine katılırlar. Bunların soyundan Karaçay'da iki büyük soy ortaya çıkar. Karça adı zamanla değişerek Karaçay şeklini alır.
Karaçaylılar Elbruz dağının batı eteklerinde, Kuban ırmağının kaynak havzasında yer alan Hurzuk, Uçkulan, Kart Curt köyleri ile, daha batıdaki Duvut, Teberdi, Morh, Ishavat, Urup, Laba ırmaklarının yukarı kısımlarında yer alan köylerde yaşarlar. Mara, Cögetey, Zelençuk vadilerinde de Karaçay köyleri yer almaktadır.
Malkarlılar Elbruz dağının doğu eteklerindeki Bashan vadisi ile daha doğuya doğru yer alan Çegem, Holam-Bızıngı ve Malkar (Çerek) vadilerinin yukarı kısımları ile Köndelen, Aksuv, Hasaniya, Kaşha Tav, Karasuv, Gerpegej köylerinde yaşamaktadırlar.
Karaçaylılar hakkında Avrupa kaynaklarındaki ilk bilgiler 1404 yılında Kafkasya'da bulunan Johannes de Galonifontibus'un notlarıdır. Galonifontibus "Kara Çerkesler" adını verdiği Karaçaylılar hakkında şu bilgileri verir:
"Çerkesya ya da Zikia adı verilen ülke, Karadeniz'in arkasındaki dağların eteklerinde uzanır. Burada iki değişik halk yaşar. Yüksek dağların üzerindeki vadilerde yaşayan halk "Kara Çerkesler"dir. Aşağılarda deniz kenarında yaşayanlar ise "Beyaz Çerkesler"dir. Kara Çerkesler'i hiç kimse ziyaret etmez. Onlar da tuz ihtiyaçlarını karşılamanın dışında dağlarını asla terketmezler. Kara Çerkesler'in kendilerine özgü bir dilleri vardır".
1635-1653 yıllarında Kafkasya'da bulunan İtalyan misyoner A.Lamberti Karaçaylılar için şunları yazmaktadır:
"Kafkas'ın kuzey eteklerinde Karaçaylılar (Karaçioli'ler) yada Kara Çerkesler adı verilen halk yaşar. Onlara bu ad yaşadıkları dağlarda gök daima bulutlu ve karanlık olduğundan verilmiştir. Dilleri Türk dilidir, fakat hızlı konuştuklarında anlamak zordur. Beni hayrete düşüren şey, bu kadar garip dilleri konuşan çeşitli milletlerin ortasında Karaçaylılar Türk dilinin saflığını nasıl korumuşlardır? Kafkaslar'ın kuzeyinde eskiden Hun Türkleri yaşamışlardır. Karaçaylılar da Hunlar'ın bir dalıdır. Şimdiye kadar eski dillerini korumuşlardır".
1643 yılında Terek bölgesindeki Rus ordusu komutanı M.İ.Volinskiy yazdığı bir raporda "Malkar" köyleri ve Beştav (Pyatigorsk) yakınlarında yaşamakta olan "Karaçaylı Çerkesler" hakkında bilgi vermektedir.
19. yüzyıl başlarında Kafkasya ve Gürcistan'ı gezen Avrupalı bilimadamı J.Klaproth Karaçaylılarla ilgili şu bilgileri vermektedir:
"Adigeler (Çerkesler) bunlara Karçaga Kuşha derler. Tatarlar ise Kara Çerkes adını verirler. Onlar Kabardeyler'den önce Kabardey'e yerleşmişlerdi. Karaçay adını beyleri Karça'nın adından alırlar. Mingi Tav dedikleri Elbruz dağının kuzey eteklerinde yaşarlar. Karaçaylılar Kafkasya'nın en güzel milletlerindendirler. Beyaz tenleri, siyah gözleri, belirgin güzel hatları ve mükemmel bir vücut yapıları vardır. Göçebe Tatar ve Nogaylar'da görülen basık suratlar, çekik gözler onlarda görülmez. Moğol ırkları ile bir karışımları yoktur. Gürcülere benzerler.
Karaçaylılar komşuları Çerkes (Adige) ve Abazaların aksine, hırsızlık ve dolandırıcılık nedir bilmezler. Cömert ve çalışkandırlar.
Genel olarak Kafkasya'daki en uygar toplum oldukları söylenebilir. Beylerine son derece bağlıdırlar. Fakirlere karşı cömerttirler. Zenginler fakirleri hor görmezler, onlara öküzlerini ödünç verirler.
Bashanlılar Bashan ırmağının yukarı kısımlarında yaşarlar. Çegemliler Çegem ve Şavdan ırmaklarından Bashan'a uzanan yüksek karlı dağlarda yaşarlar. Malkarlılara Kabardeyler Balkar Kuşha, Gürcüler Basiyani derler. Bunlar Çerek, Psigon, Aruvan ırmakları kıyılarında otururlar. Bızıngı da Malkar sayılır. Yüksek yerlerde yaşarlar. Bunlara çok tehlikeli yollardan sonra ulaşılır".
1848 yılında Karaçay'da bulunan Rus tarihçisi G.Tokarev onların etnik kökenlerini Kıpçaklar'a bağlar. Bu konuda Tokarev şunları yazmaktadır:
"Bu topraklarda Komanlar (Kuman-Kıpçaklar) yaşamışlar. Onlar kendi beylerine piramit şeklinde sivri çatılı evler inşa etmişler. Koban (Kuban) ırmağının adı şüphesiz Komanlar'dan kalmıştır. Karaçaylılar Kafkasya'nın en güzel milletlerinden biridir. Bunların yüzleri Tatar, Moğol ve Nogaylarla hiçbir benzerlik göstermez. Karaçaylılar Adige (Çerkes)'lerden önce Kabardey'e yerleşmişlerdir. Kendi ağızlarından Bashan (Baksan)'dan çıktıklarına dair rivayetler dinledim".
1850'li yıllarda Karaçay'da bulunan Rus askerî görevlisi V.Şevstov şunları yazmaktadır:
"Karaçaylılar Elbruz dağının eteğinde, yüksek yerlerde yaşarlar. Sayıları çok olmasa da çok yiğittirler. Kendileri hiçbir zaman düşmana mağlup olmazlar. Onların düşman komşuları Kuban'ın karşı tarafında Başilbiy, Tatar, Abzeh, Şapsığ, Natuhay, Besleney, Ubıh ve Abazalar, sol taraflarında ise Kabardeyler'dir".
1870'li yıllarda Rus idarecisi olarak Karaçay'da bulunan G.Petrov, onlar hakkında şu bilgileri vermektedir:
"Karaçaylılar'ın çoğu orta boylu, sağlam yapılı, esmer, geniş omuzludur. Bütün dağlılarda fark edilen açık, hayat dolu gözleri vardır. Karaçaylılar dağlarından ayrıldıklarında hüzünleniyorlar, solan çiçeklere benziyorlar. Düz yerler onlara çirkin görünüyor".
1890'li yıllarda Karaçay'da bulunan N.Aleksandroviç Ştof, Karaçaylılar'ın müslüman oluşları ile ilgili şu bilgileri vermektedir:
"17. yüzyılın başındaki savaşa kadar Karaçaylılar, derin dağ vadilerinde putperest olarak yaşamışlar. Kırım Hanı Kafkasya'da islam dinini yaymak için iki bölük asker göndermiş. Zelençuk ırmağı kıyısındaki Adige (Çerkes) köylerini islam dinine sokmuşlar. Kuban ırmağının başında ise şimdiye kadar hiç kimseye boyun eğmeyen Karaçaylılar'a rastlamışlar. Yurtlarını, hürriyetlerini korumak için Karaçaylılar "Marca" adlı kutsal putlarından güç alarak düşmanlarına karşı koymuşlar. Kırım Hanı'nın askerleri islamiyeti Karaçay'a zorla kabul ettiremeden geri dönmüşler. İslamiyet ancak 18. yüzyıl sonunda Karaçay'a girmiş".
A.Byhan Karaçaylılar'ın müslüman oluşlarını şöyle yazmaktadır:
"Mezarlıkları taş duvarlarla çevrilidir. Teberdi yöresinde mezarların üzerinde piramit ya da daire biçiminde kalın taşlar vardır. İslamiyet 1782 yılından sonra Karaçaylılar arasında yayılmaya başlamıştır. İslamiyeti benimsemelerine rağmen doğa üstü güçlere inanırlar. Kendilerine göre dağ tanrıları vardır. Eliya bunların en önemlisidir. O'nun şerefine törenler düzenler, dans ederler, kurban keserler. Diğer Kafkas toplumlarında olduğu gibi kutsal ağaçları ve kutsal su kaynakları vardır".
1886 yılında Elbruz dağına tırmanmak için Bashan vadisinin yukarı kısmında yaşayan Karaçay-Malkar soylarından Orusbiy'lerin köylerine gelen Rus araştırmacı S.Davidoviç, Dağlı Kabardeyler adını verdiği Karaçay-Malkar halkı için şunları yazmaktadır:
Sovyetler Birliği döneminde ikiye ayırılan Karaçay-Malkar halkı Kafkasya'da yer alan Karaçay-Çerkes Özerk Bölgesi ve Kabardin-Balkar Özerk Cumhuriyeti sınırları içinde yaşamaktaydı. Günümüzde Karaçaylılar Rusya Federasyonuna bağlı Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde, Malkarlılar ise Kabardin-Balkar Cumhuriyetinde yaşamaktadırlar. Karaçaylılar yaklaşık 180 bin kişilik bir nüfusa sahip iken, Malkarlıların nüfusu da 100 bine yakındır.
Karaçay-Malkarlılar Kafkasya dışında, 1943-1944 yıllarında sürgüne gönderildikleri Orta Asya'da, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'da yaklaşık 20 bin kişilik bir nüfusa sahiptirler. 1886 ve 1905 yıllarında Türkiye'ye göç eden Karaçay-Malkarlılar da Türkiye'de yaklaşık 20 bin kişidirler. Bunun dışında, Suriye'de Şam civarında 1500, Amerika Birleşik Devletlerinde de yaklaşık 5 bin Karaçay-Malkarlı yaşamaktadır.
OSUYAT
Ertte-ertte bir cerleni cerinde, bir kıralnı elinde bir kişi caşagandı. Anı eki caşı bolgandı. Ala süyümlü, ullu sanlı bolgandıla.
Bir kunleni kununde ataları kıyın aurugandı. Ataları kesini ölurge cuuuklaşhanın angılagandı da, caşlarına osuyat etgendi:
- Meni caşlarım! Endi men, eşta da, duniyadan kete bolurma. Sizden ayırılıp keterden alga, sizge ahır sözumu aytırga suyeme. Duniyanı başında adamga ahşılık, amanlık da, kuuanç, buşuu da tubeydi. ölüm korkuuluk da colugadı. Da, ma meni sizge osuyatım: ne bolsa da, kun bathan canına barmagız.
Ol sözleni aytıp boşaganlay, ataları duniyadan ketgendi. «Kun bathan canına barırga nek cararık tuyuldyu?» - dep caşları atalarına sormagandıla, nek deseng, ala anı sorgunçu, ataları ölgendi.
Caşları atalarını karasın kiyip, köp turgandıla.
Kunleni birinde caşlanı akıllarına bir zat kızıu sagış bolup tuşgendi. «Kun bathan canına barmagız», - dep, bizni atabız bizge nek osuyat etgen bolur dep, sagış eterge kalgandıla. Anı ne uçun bolganın bilirge dep, ekisi da bir colouçulukga çıkgandıla. Atabıznı bizge etip ketgen osuyatın ne bolganın bilginçi biz beri kaytmabız dep, eki karındaş da kun bathan canına atlanngandıla. Ekisini da igi caraulu andız camıçıları, ak başlıkları, igi caraulu atları bolgandıla.
Bargandıla bir kun, bargandıla eki kun, bargandıla uç kun! uçunçu kunnu ingirinde bir ullu özenni başından, sırtdan özennge karagandıla. Ol kıyırı, uçusu körunmegen tuznu içinde bir mal suruule, suruuçuleri bolmaganlay, kesleri allarına otlay turganların körgendile. Ol tuznu içinde suruuleni iyelerin tabarmı edik dep, ala bek köp aylanngandıla. Bolsa da, suruuleni tiyresinde adamga tubemegendile. İngir bolganda, aulakda tohtagandıla. Ahşı ullu ot etgendile. Bir igi mal da kesip, aşap, toyup, catıp turganlay, tang alasına bir kıçırık eşitgendile.
- Ay, itden tuuganla, meni ariu cerimi kir etip nek turasız? - dep ekisin da bir zat urup, sın taşla etip koygandı.
Eki karındaş ketgenden sora ua, ataları ölgende karnı bla kalgan analarına bir caşçık tuugandı. Ol caşçık abadançık bolup, sabiyle bla oynay başlagandı. Anası da, ol eki caşı da kun bathannga ketip, andan kaytmay kalıp, eri da ölup, cangız caşçıgı bla kalganı sebepli, caşçıgın bek suyup, anga bek igi karap turgandı.
Caşçık karıulu bolgandı. Ol nıgışda caşla bla oynap, alanı horlap, sabiyleni cilyata turgandı. Sabiyle bir kun:
- Sen bizni bla tuyuşup, karıuungu sınap, anga mahtanmay, kun bathan canına ketgen, ölgenleri-kalganları da belgili bolmay kalgan karındaşlarıngı tabıp keltirseng a? - dep, barısı da anı hılikkya etip, kulgendile. Caş, ingirde uyge kelgenley, anasına sorgandı: Anam, meni karındaşlarım barmı edile?
Anası: Koy-koy, caşım, ne etese? Seni karındaşlarıng cok edi, - degendi.
Caş: - Ugay, anam, aytmay amalıng cokdu, - meni karındaşlarım bolur edile, - degendi.
Caşı alay katı bolganda, anası aythandı: Da, caşım, seni karındaşlarıng bar edile, alay bolganı uçun, sen alanı ne etese?..Koy, - degendi.
Caş biyagı katı bolup sorgandı: - Da, anam, ala ne bolgandıla?
- Caşım, bolup a ne bolluk edile, seni atang öle turup, kesini caşlarına: «Kun bathannga barmagız», - dep osuyat etgen edi. Ala, ol aythannga karamay, bargan edile da, andan kaytmay kalgan edile. Sen a endi alanı surap ne eterikse, carlı kibik, tınç, ceringde tur, - dedi.
Caş bir belek zamandan sora, atnı da kesi kurap: - Men karındaşlarımı tapmay bolmam, - dep tebiregendi.
Ol da, kunbathan canına bara-bara, uzak ketgendi. Kun-bathan canında ayamay, ol tuzde aylanş tebiregendi. Aylana barıp, bir uylege cetgendi. Ol uyde cangız bir tişirıu bolgandı. Caş haparın aythandı. Ol tişirıu caşha: - Harip, seni karındaşlarıng mında sın taşla bolgan bolurla. Ma bu sen körgen malla barı da bir kıznıkıdıla. Ol kesini cerinde adamnı cetse, anı sın taş etip koyadı, - degendi.
Caş: - Da, anga ne amal bollukdu? - dep sorgandı.
- Anga amal men uyreteyim. Anı uyu bılay arı barıpdı. Ol kuru kesi bolsa edi, anı kim da horlar edi. Anı bir aciri bardı da, anı saklagan oldu. Sen a bar da, uynu beri canında çungur, ol çungurda teren uru kaz, sora atnı tuurasına çık da, terk okuna at kişnegenley ol uruga buk, - degendi. - uç kere alay et da, ol adam körmese, anı bek tuyer, andan sora çıksang a at kişnemez.
Caş barıp, ol aythança etgendi. Kız uçunçu karap, adam körmegenden sora, atnı tuygendi. Caş urudan törtunçu col çıkganında, at kişnemegendi. Caş uyge bargandı.
Kız cangız kesi catıp, undurukda cuklap turganın körgendi. Caş kıznı eki çaç eşmelerinden undurukga katı baylagandı. Eki ayagın da cibek arkan bla baylagandı. Sora kabırgada tagılıp turgan kıl kobuznu sogup başlagandı. Kız kobuznu tauuşuna sekirip turup, kararga tebiregeninde, tartıp, başın örge ayıralmagandı, kureşgendi da, ayakların köturalmagandı. Ol zamanda caşha boyun salıp: - Ay, ne amanlıkçı eding! - degendi. Kız dagıda aythandı: - Da, endi manga eterni etding, allahdan aman tap, kollarımı, ayaklarımı, başımı boşla. Endi sen suygenley bolsun, - degendi.
Sora caş iygendi.
Ekisi da caraşıp, bir birge hapar aytıp tebiregendile. Caş bılay da bılay, eki karındaşım tas bolgandıla da alanı izley keleme degendi Kız: - Da endi alanı izlep da ne eterikse, andan ese, koy, ekibiz da bu meni baylıgım bla caşap tururbuz. - degendi Anı caş unamagandı.
Ugay, meni karındaşlarımı da tabayık da, alanı da alıp, ekibiz meni elime barayık ansı, anam kesi cangızdı, - degendi.Ekisi da tebiregendile. Eki sın taşnı katına cetgenley kız aythandı: - Ma seni karındaşlarıng bıladıla, bılanı bılay men etgenme, sau eterge kolumdan da kellikdi, alay bıla sanga endi karındaş bolalmazla, andan ese koy, - dep kureşgendi. Caş bir da unamagandı. Ol unamagandan sora, kız caşlanı sau etgendi.
Caş bek kuuanngandı, kesini har haparın başdan ayak aythandı. Sora törtusu da tebiregendile. Bara ketip, keç bolup, uyge cetalmay, bir cerde tohtagandıla. Kız bla caş endi cuklagan bolurla degenley, ol eki karındaş bir birlerine: - Endi bu bizden kiçi, kesine katın da alıp, bizni da eltip barsa, bizge ayıpdı. Bir amal eteyik, - degendile Alanı alay aythanların kız eşitgendi. Sora ol eki caş, ullu biçakların kınlarından çıgarıp, auuz canların koşçuknu içine aylandırıp, eki kıyırların a eşik cannga katı begitgendile. Sora biri: - O, hahay, o, cetdile! - dep kıçırgandı. Caş, cuklap turganlay, sekirip kobarga tebiregende, kız şıbırdap; «Karındaşlarıng boşuna etedile». - dep caşnı tutup, kobarga koymagandı. Sora, dagıda bir az turganlay, unutdurup, biyagı caşla kıçırgandıla. Kız cuklap kalganlay, caş sekirip kobup, eki ullu biçak da tuz eki tobugun kırkıp, caşnı tobuklarından örgesi tışına, ayakları eşikden içine tyuşgendile. Eki karındaş kızga horluk etip, kuç bla alıp ketgendile. Butsuz karındaşları ölgen bolur dep, umut etgendile. Alay bolsa da, kiçi karındaş ölgen etmegendi. Alay, açdan ongsuz bolup turganlay, bir çıgırbaş kişi, kiyikni kuua da tuta, sora keserge tebiregenley, başı kiçiy da, kişi başımı kaşıyma degenley, kiyik ıçhına da kaça, caşha cetgendile. Caş çıgırbaş kişige: - Beri keltir, men keseyim, - degendi.
Ol kiyikni caşha kesdirgendi. Ala ekisi da etin bişirip aşay turganlay, ekinçi da bir kişi bir kiyikni kuua da tuta, keserge tebirese ua, bir kolu çolak bolganı sebepli, kutulta da koya, kiyik da, ıçhına da kaça, alaga cetgendile. Anı da biyagı caş kesgendi. uçusu da bir birleri bla haparlaşhandıla. Caş aythandı: - Endi biz uçubuz birge caşarbız, anı sebepli, bizge aş-suu caraşdıra tururga bir tişirıu kerekdi, - dep uçusu da anı kabıl körgendile.
- Tişirıu men tabarma dep, kolu çolak ketgendi. Elge barıp, bir uyden bılay da bılay, uçeu bolup caşaybız, otha, suuga karay tururga bizge kızıgıznı berigiz, egeçibizden başha körmebiz, kiyik etleden keltire tururbuz, - dep tilegendi.
Anı aythanına ırazı bolup, kıznı Çolak bla iygendile. Kesleri caşarça koşçuk işlegendile. Çolak bla çıgır, tobukları kırkılıp turgan caşnı köturup, uuga curup turgandıla. Kız a har kunden alaga aşarık hazırlap turgandı.
Bir kun, tuş zamanda, kız otha - suuga kaygı bolgandı, otnu çulup turganın körgendi. Ol bek adırgı etgendi, bolsa da bir da ot tapmagandı. Endi ala ingirge aç bolup kelsele, manga ayıp eterle dep, kız, ot izley ketip, bir biyik duppurga çıkgandı. Karay ketip, uzakda bir tutun çıkgan taba tebiregendi. Bargandı. Barganda, cangız bir katın olturup turganın körgendi.
Kız: - Men ot alırga kelgenme, - degendi.
Katın, bir elekni alıp, için kulden tolturup, usune ot salıp, çurgen etmey, elep bar dep iygendi. Kız colnu uzunu kertisi da çulgen eter dep, cetginçi elep bargandı. Ekinçi kun ol kızga ot bergen katın elekni akgan kulunu ızı bla kelgendi. Ol obur katın bolgandı. Sora, katın ariu aytıp, coykullanıp, kızga şagırey bolgandan sora, anı çimdiy: «Meni haparımı aytsang, sanga caşau bolmaz», - dep, kıznı korkuthandı. Ol halda bir belek zamannga kıznı kıynap turgandı.
Sora, caşla kızga: - Sen nek aman bolgansa, auruganıngmı bardı? - dep sorgandıla.
Kız uyalgan kibik etip: - Bir zat hatam da cokdu, - dep koygandı. Alay caşla ua bek tıngısız bolgandıla.
- Endi biz ketsek, mınga bir palah boladı. Keziu-keziu saklamay bolmaybız, - dep, bir col Çıgırnı uyde koygandıla Ol saklap turganlay, obur katın kel gendi. Sermep, Çıgır oburnu tuthandı, alay bolganı uçun kutharıp koygandı. Ekinçi kun kolu çolak kalgandı. Obur katın biyagı andan da kutulgandı. uçunçu kun tobukları kırkılgan caş kalgandı. Sora kız: «Endi keliuçyu zamanı boladı», - degenden sora, caş bukgandı.
Obur katın kelip, kızga tebiregenley, caş, sekirip, katınnı sırtına minngendi. Katın caşnı da körmegenley, ayausuz kaçıp tebiregendi. Caş katınnı arkasında bara, eki kolu bla katınnı boynun buugandı. Katın soluuu tohtagandan sora baralmay tebiregendi.
Caş aythandı: Artha aylanıp, meni alıp ketgen ceringe eltmey eseng, -öltureme. - Katın caşnı artha kaytargandı.
Caş: - Endi meni da nögerlerimi da sau etmey eseng, biçak bla tuurarma, - degendi. Katın caşnı butların kesini karamı bla sau etgendi. Sora ingir bolup, ol birsi caşla kelgenden sora, alanı da sau etdirip, obur katınnı alay iygendi. Endi sau bolduk dep, törtusu da uylerine tebiregendile. Kıznı uylerine eltip, bek ullu ıspas da etip, eltalganları kadar bir kiyik etden bergendile. uç caş da, salamlaşıp, ayırılgandıla. Tobukları kesilgen caş uyune bargandı, anı ol kunbatışda algan katının eki karındaşı karauaş etip turganların körgendi.
Caş karındaşlarına aythandı: - Da, karındaşlarım, men sizge igilik eter canından ayamaganım çaklı bir, siz da manga amanlık eterden ayamagansız. Endi kim tersni köreyik. uçubuz da kökge sadaklanı atayık da, tersni sadak okla ayırırla. - dep onoulaşhandıla. Sadaklanı athandıla. Eki caşnı okları, kelip, başlarına kirgendile da, ala ölgendile. Sora kiçi karındaş anası bla em duniyanı başında bolmagança ariu katınçıgı bla sau-salamat, kuuançlı aşap-caşap kalgandıla. Haram karındaşlanı ol etgen haramlıkları biteu ol tiyrede bolgan cerlege bla alayda caşagan halklaga belgili bolgandı.